Yapı Magazin dergisi olarak liNear GmbH CEO’su ve kurucusu Manfred Waluga ile yapı sektöründe BIM uygulamalarını, BIM araçlarının mimari çalışmalardaki önemini ve BIM’ın uluslararası projelerde sağladığı avantajları konuştuk.


Yapı Dergisi, ekonomiden finansa, mimariden bilimsel makalelere kadar geniş bir konu yelpazesine sahip aylık olarak çıkan bir dergidir.

www.yapimagazin.com


Manfred Waluga
CEO liNear GmbH

Yapı Magazin:
Teknik hesaplama programları ve CAD uygulamalarında yetkin bir isim olan liNear’ın sunduğu hizmet ve çözümler nelerdir?

M. Waluga:
liNear, 30 yıldır ısıtma, sıhhi tesisat ve havalandırma disiplinlerinde çizim ve hesaplama yazılımları tedarikçisidir. Ürünlerimiz Autodesk ürünleri AutoCAD ve Revit üzerinde kullanılabilmektedir. Ayrıca ihtiyaçları doğrultusunda endüstri partnerimizin sayısız ürünlerini, teknik verileri ve CAD modelleri ile birlikte içeren ücretsiz ürün kütüphanemizi uygulamaları doğrultusunda kullanılabilir bir şekilde müşterilerimize sunuyoruz. Bu da hem hız hem de kalite açısından müşterilerimize projelendirme aşamasında avantajlar sunuyor. 

Yapı Magazin:
Tasarım ve projelerde kullanılan iki boyutlu sistemler yerini 3D modellere bırakıyor. Tasarım geleceğinin hangi noktaya evrileceğini düşünüyorsunuz? 3D modelleme dışında ne gibi özellikler üzerinde çalışıyorsunuz?

M. Waluga:
BIM metodu ve yapı modelini “veri barındıran” bir şekilde oluşturmayı hem geri dönüşüm hem de bina malzemelerinin yeniden kullanılması açısından büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Ayrıca kent madenciliği ile C2C konuları, CO2 emisyonunu azaltmak ve azalan ham malzeme ihtiyaçlarını karşılamak için önem kazanacaktır. Bir yapıda kullanılacak malzemeleri yönetmek için dijital modelin kendinden daha iyi bir kaynak yoktur. Ayrıca dijital model binadaki teknik sistemleri de içermelidir. Şu an boru hatlarını yeniden üretmek veya kullanmak çok kolay görünmüyor. Ama 20 yıl önce bu kadar büyük 3 boyutlu bina projeleri üzerinde sadece birkaç yüz euro ödeyerek sahip olduğumuz bilgisayarlarla çalışabileceğimizi kim düşünürdü?

Yapı Magazin:
Revit ve AutoCad arasındaki uygulama farklılıkları nelerdir? İki modelleme yazılımı da her projede uygulanabilir mi? Hangi projelerde daha çok tercih ediliyorlar?

M. Waluga:
Autodesk’in iki ürününe de bakacak olursak bunların birbirinden bariz farkları olduğu açıktır. AutoCAD yıllardır gelişen fonksiyon çeşitliliğiyle ve olgun sezgisel yöntemleriyle detaylı bir tasarım için güçlü bir araçtır. Revit ile birlikte ise odak, bileşenlerin veriler aracılığıyla desteklendiği bina modellerine kaymıştır. Bu da platformu birlikte çalışmaya uygun yapmaktadır. Yani dijital bir model üzerinde paydaşların birlikte çalışmasını gerektiren BIM projelerinde liNear çözümleri ile birlikte kullanılan Revit, yapı mühendisliği için en uygun araçtır. Bunu yanında eğer kusursuz bir detaylandırma ile oluşturulmuş 3 boyutlu havalandırma/borulama sistemi tasarlayacaksanız veya sistemlerinizi şematik bir konseptle elde etmek istiyorsanız liNear çözümleri ile birlikte AutoCAD kullanmak size güvenilir bir çözüm sunacaktır.

Yapı Magazin:
Birbirinden farklı mimari projelerin tasarımında, inşasında ve sürdürülmesinde görev üstlenenlerin ortak olarak yararlanabileceği 3 boyutlu bir bilgi paylaşım süreci olarak tanımlanabilen BIM uygulamalarının mimari çalışmalardaki yeri ve önemi nedir?  BIM uygulamalarının inşaat sektörü için sağladığı olanaklar, faydalar ve getirdiği kolaylıklar nelerdir?

M. Waluga:
Hepimizin bildiği üzere enerji verimliliği ve CO2 emisyonları söz konusu olduğunda mekanik ve elektrik sistemler çok önemli rol oynar. Termal yük hesaplamaları gereken sistemlerin doğru şekilde tasarlanması için ön koşuldur. Bu hesaplamaların erken aşamada bina modeli baz alınarak güvenilir bir şekilde yapılmasının ve kolay bir şekilde tekrar tekrar güncellenebilmesinin önemi yadsınamaz. Bu sonuçlara göre bina için uygun sistemler mimar ile işbirliği sonucunda tanımlanabilir. Aynı zamanda yapının MEP sistemlerinin geliştirilmesi mimar ile koordine bir şekilde çok erken aşamalarda gerçekleştirilebilir. Burada, MEP tasarımcısı aslında bir yapısal sağlayıcı olarak görev alır. Bunlar, şu anda kullanılan yöntemler ile tekrar eden projelendirme süreçlerinde uygulanabilir değildir. Yani, ‘’elden ele’’ yöntemi yerine işbirliği ile çalışmak optimum çözümleri bulmak açısından destekleyicidir.

Yapı Magazin:
Autodesk Revit ve CAD sistemi kullanılarak oluşturulmuş yapı ve mimari proje uygulamalarıyla geleneksel yöntemlerle inşa edilmiş yapıları maliyet, sürdürülebilirlik ve iş gücü açısından kıyasladığımızda nasıl bir değerlendirme yaparsınız? BIM’ın uluslararası projelerde sağladığı avantajlar nelerdir?

M. Waluga:
Bence BIM metodu, ulusal veya uluslararası projeler fark etmeksizin yaklaşımının doğasından ötürü dâhil olan bütün paydaşlara disiplin ve bağlılık getirecektir. Dijital olarak beraber çalışıldığı zaman şantiye sahasında yapılabilecek pahalı doğaçlamalara alan bırakılmayacaktır. Önceden tayin edilen plan doğrultusunda projelendirmeye dâhil katılımcılar düzenli olarak teslim alacak, koordine olacak, her bir disiplin için düzeltmelerini gerçekleştirecektir.

Yapı Magazin:
Dünyanın farklı ülkelerinde BIM modelleme yazılımı ile ilgili hizmetler veriyorsunuz. Türkiye’deki BIM uygulamaları ile hizmet sunduğunuz diğer ülkelerdeki BIM uygulamaları arasındaki farklar nelerdir? BIM projeleriyle ilgili nasıl talepler alıyorsunuz? Referans projelerinizden ve bu projelerin özelliklerinden bahseder misiniz?

M. Waluga:
Bugünün Türkiye’sinde şu anda yaygın olarak AutoCAD kullanıldığını gözlemlemekteyiz. Biz hem AutoCAD hem Revit desteklediğimiz için müşterilerimizin bu yazılımlar arasında geçiş yapmaları ve hatta bunların ikisini birlikte kullanmaları çok kolaydır. Ayrıca biz, 7 farklı dilde kullanılabilen ve farklı hesaplamalar için birçok yerel standardı destekleyen bir yazılım desteği vermekteyiz. Bu, özellikle farklı ülkelerde proje yapan firmalar için önem arz etmektedir. 

Biz geliştiriciler için, uluslararası müşterilerimizin büyük projeleri her zaman zorlayıcıdır. Örneğin; alışveriş merkezi ile birlikte ofis binasına sahip birkaç bin odalı projeleri yaygın olarak görmekteyiz. Bizim görevimiz bu devasa projeler için geri dönüş zamanlarını kısa tutmak ve stabil bir şekilde performansımızı geliştirmektir. Ayrıca doğal olarak geniş müşteri havuzumuzda tasarım ve hesaplama aşamalarında birçok farklı yaklaşım izlendiğini gözlemlemekteyiz. Bütün bunları tek çatı altında toplamak her koşulda heyecan vericidir. 

Yapı Magazin:
BIM uygulamaları yapı sektöründe son yıllarda oldukça sık kullanılmaya başlandı. Proje aşamasından finalize edilene kadar ki süreci değerlendirdiğinizde 3D bilgi modellemesi ve BIM uygulamasında en sık karşılaştığınız hatalar nelerdir? Aynı zamanda teknik destek ve eğitim de veriyorsunuz? Teknik destek ve eğitim noktasında en sık aldığınız talepler nelerdir? 

M. Waluga:
En yaygın gördüğümüz hata, BIM odaklı tasarım için gereken niteliklerin azımsanması. Tabi ki hâlâ konu; tesis konsepti, boru ve kanal boyutlandırma, bileşenler vb... Ama BIM için en hayati kısım süreçlerdir. Bu süreçlerde “ne nerede tanımlanıyor, kim nerede katkı veriyor ve model hangi kalitede” soruları, BIM metodunun giderler ve teslim süresinin azaltılması gibi kanıtlanmış faydalarını elde edebilmek için büyük önem taşımaktadır. 

Bence eğer bu meydan okuma kabul edildiyse ve çalışma sisteminin büyük ihtimalle orta vadede değiştirileceği aşikarsa, bu tecrübe küçük adımlarla edinilebilir ve öncelikle kolay yönetilebilecek ve firmanın kendi çalışanları arasında kullanılabilecek şekilde denenebilir. Bundan sonraki adımlarda ise bina modelinin mimardan kayıpsız bir şekilde alınması, inşaat mühendisi ile yapıdaki boşluk ve açıklıkların koordinasyonu gerçekçi adımlar olacaktır.

Yapı Magazin:
Bir yapı inşa edilirken bulunduğu konumun özelliklerine göre projelendirilmesi gerekiyor. BIM uygulamaları da projenin inşa edildiği konuma göre planlama yapılmasını olanaklı kılıyor. Proje aşamasında konumun önemi nedir, iklim verileri ve sürdürülebilirlik noktasında BIM’in etkisi nedir?

M. Waluga:
Burada çok önemli bir noktaya işaret ettiniz. Bizim, ısıtma ve soğutma yükleri için termal yük hesaplamalarımız bütün yılı referans alacak şekilde raporlar oluşturabilmek amacıyla doğal olarak proje sahasından iklim verilerini almaktadır. Bu sayede kolaylaştırılmış yaklaşım yerine güvenilir hesaplama sonuçları elde edilmektedir. Aynı zamanda dünya, ısıtma ve soğutma sistemleri konusunda çok çeşitli bir hale geliyor. Sektördeki şirketler, düzenli olarak enerji tasarruflu ürünler sunmaktadır ve bu durumların çoğunda verimli bir sonuç alabilmek için tek bir bileşen değil, bütün sistemin kurulum ve kontrolü dikkatli bir şekilde koordine edilmelidir. 

Sonuç olarak bina teknolojilerinin planlanmasındaki yükselişe olan talep artmaktadır. Gelecekte, dijitalizasyon ve BIM metodunun kullanımı olmadan ekonomik açıdan bu durumla uzlaşmak mümkün olmayacaktır.

Yapı Magazin:
liNear Product Finder ile kullanıcıya kısa sürede uygun yazılımı bulmalarını sağlıyorsunuz. liNear Product Finder çözümlerinizden ve sağladığı kolaylıklardan bahseder misiniz?

M. Waluga:
Biz, ürünlerimizi üç farklı ürün ailesi ile sunmaktayız. Bunlar; termak yük hesaplamaları için Building, tasarım için Desktop ve hidrolik ağ hesaplamaları için Analyse’dir. Bu sayede her müşteri, yazılımımızla hangi disiplinlerde hangi aktiviteleri geliştirmek istediğini kendisi ayarlayabilir. Ek olarak hem tek kullanıcı hem de ağ lisanslı opsiyonlarını sunuyoruz. Burada liNear ürün yapılandırıcı devreye giriyor. 6 kolay soruya cevap vererek size uygun modülleri her modül için detaylı tanımlamaları içeren linklerle birlikte görebilirsiniz. Bu sayede amaçlarınız dahilinde bir başlangıç noktası edilebilirsiniz.

Hemen dene: liNear Product Finder

Yapı Magazin:
Son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?

M. Waluga:
Sonuç olarak size kısaca Yapı Bilgi Modellemesi (BIM)’in bina mühendisliği için hâlâ mevcut olan sınırlamalarından bahsedeceğim. 

BIM yönteminden bahsettiğimiz zaman, kesin olarak bu konseptin ikna edici olduğunu söyleyebiliriz. Erken detaylandırma geç ve pahalı değişiklikleri engelleyecektir, günlük plan ve gider izleme ise bina sahipleri için büyük avantajdır. 

Fakat, günlük işler için bu durum, araçlar ve hangi modelin doğru verilerle doğru zamanda geliştirildiği ile alakalıdır. Tam da bu noktada farklı proje safhalarında her bir paydaş için mutlak gerekliliklerini formüle etmek konusunda limitlerimize ulaşıyoruz. 

Birçok pilot projede şirketler ideal durum için küçük adımlar atmaktadır. Ama bu durum tabi ki de her bir ülke için farklı perspektifte ve farklı önceliklerle gerçekleşmektedir. Yabancı şirketlerin ortak çalıştığı inşaat projeleri için “istisnai” BIM süreçlerini görmemizin uzun zaman alacağını göstermektedir.

Bu nedenle, yazılım çözümlerinin üstü kapalı özellikleri tanımlamaması, bunun yerine kullanıcının çok çeşitli BIM ortamlarına esnek bir şekilde entegre olma olasılığını açması daha da önemlidir. Biz, liNear olarak tam da bunun için çalışıyoruz.